
» » » » » » » » » » » » » » » » » »
»
|
|
|

Ziyaretçiler
Toplam:
3020055
Şu anda:
97
|
www.izmir.gen.tr
www.Bodrum.gen.tr
www.Marmaris.gen.tr
www.Otel.gen.tr
www.Pamukkale.gen.tr
www.Ihlara.gen.tr
|

|

|
|
KALE : Çeşme kalesi, 1508 yılında Osmanlı
Padişahı 2. Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam
deniz kıyısına yapılmıştı. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması
sonucu bugünkü halini almıştır. Kale ve Liman, ticaret ve savaş gemilerini
kötü hava koşullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin
güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır.
Kale içinde müze mevcut olup, müzede Ildırı (Eritre)'den çıkarılan arkeolojik
eserler sergilenmektedir.

KERVANSARAY: 1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman
tarafından yaptırılan iki katlı kervansaray, tipik Osmanlı dönemi kervansaraylarından
biridir. Bir benzeri de Kuşadası'nda (Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı)
bulunan yapının mimarı Ali Pabuççu'nun oğlu Ömer'dir. "U"
biçiminde bir plana sahip olan yapının ortasında geniş bir avlu, bu
avlunun çevresinde de dükkan, depo ve odalar yer almaktadır. Bir veya
birkaç merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin
katına benzer. Yolcular özellikle yabancı tüccarlardır. Bunlar oralarda
ya hayvanlarıyla geceyi geçirebilecekleri bir konut veya şehirlerde
mallarını koyacak ve satacak bir yer bulurlar. Kervansarayın restorasyonu
tanımlamakta olup, otel olarak günümüzde hizmet vermektedir
ÇEŞMELER : Çeşme'nin tipik Ege mimarisi özelliklerine
sahip pek çok yapısının yanısıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeşmeleri
de, bu mimari zenginliğe ayrı bir değer kazandırır. İlçe merkezi planında
yerleri belirlenen bu çeşmelerden Anonim Çeşme 1792 yılında, Kaymakam
Çeşme de 1829 yılında yaptırılmıştır.
TÜRBELER : 18. Yüzyıla ait altıgen planlı
bir türbedir. Osmanlı türbe mimarisinin temel karakteristiklerini yansıtmaktadır.
İlçe merkezi planında yeri belirlenmiştir.
CAMİLER : Camilerin tümü 19. Yüzyıla aittir.
Bugün kullanılmakta olan bu camilerden Hacı Memiş Camii 1832 yılında,
Hacı Mehmet Camii 1842 yılında inşa edilmiştir.
ÇEŞMEKÖY : "Eski Camii" olarak da
anılan yer,
Çeşme ilçe merkezinin 2 Km. güneyindedir. Bizans egemenliği sırasında
1. Kılıç Arslan`ın kayınpederi Emir Çaka, yarımadayı ele geçirince,
1081 yıllarından Çeşme`ye gelmiş ve Oğuz Boylarından gelen Türkleri
bu merkeze yerleştirmiştir. Halen bir cami kalıntısı ve geniş mezarlığıyla
11. Yüzyıl Türk yerleşmelerine ait ilginç bir örnektir.
Erythrai, Çeşme merkezine 27 Km. uzaklıkta küçük adacıkları olan güzel
bir koyun üzerinde kurulmuştur. Arkeolojik kalıntılarda M.Ö. 3000 de
Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır.
Şehrin kuruluşunu müteakip bir süre krallıkla yönetildiği bilinmektedir.
M.Ö. 7. y.y. da iyon şehirleri arasında oluşturulan dini ve siyasi birlik
olan "Panionion" a girmiştir. Pers egemenliğinden kurtulmak
için gerek Yunanistan`daki ve gerekse Anadolu`daki şehirlerin sık sık
girişimlerde bulundukları bilinmektedir.
Nitekim Erythrai de Grek donanmasının yakılması ve başarısızlıkla sonuçlanan
Lade Deniz Harbine (M.Ö. 494) iştirak etmişler ve daha sonra Attik-Delon
Deniz birliğine de katılmıştır. M.Ö. 4 y.y da Karia`daki Pers satrapı
Mausolos`a ile de dostane ilişkilerinin olduğunu, öyle ki Erythrai`liler
Mausolos`a duydukları şükran hissinin bir ifadesi olarak onun Tunç`tan
yapılma, altın saçlı heykelini de Agoraya dikmişlerdi. Perslerle Mausolos
dolayısıyla olan bu yakınlaşma Erythrai`lilerle büyük ilişkileri bulunan
Atameus Kralı Hermias`ın M.Ö. 345 de Perslere karşı harekete geçmesiyle
bozulmuş, otonomisini kaybetmiş, ancak M.Ö. 334 de İskender`in şehri
almasıyla bağımsızlığa kavuşmuştur. M.S ki asırlarda Erythrai hakkında
pek bilgi bulunamamaktadır. Önemini de yitirdiği için, Bizans egemenliğinde
köy hüviyetine girmiştir. On birinci asra kadar Ephesos metropolitine
bağlı piskoposluk şeklinde görülen Ertyhrai`nin Çaka Bey`den sonra Türk
egemenliğine girdiği bilinmektedir. Kesin olarak Türk egemenliğine girdiği
1336 dan sonra Erythrai, Erythre, Rhtrai Lythri şeklinde değişiklikler
gösteren bu yerleşme yeri, 16.y.y.`dan sonra İlderen ve Ildırı halini
almıştır.
Kaynaklardan Erythrai akropolünde Athena mabedinin bulunduğu bilinmektedir.
Yapılan kazılarda mabedin kendine ait mimari eleman çıkmamış olmakla
beraber Arkaik devre ait altın fildişi , bronz ve fayanstan mamul bir
çok küçük eserle, birinci sınıf işçilik gösteren vazo parçaları, heykel
ve heykelcilikle ilgili adak eserleri bulunmuştur. Akropolün batı eteğinde
köyün evleri ile düz alan arasında resmi Agoranın bulunması kuvvetle
muhtemeldir. Antik kaynaklardan öğrendiğimize göre Agora`da Artemisia`nın
altın çelenkli heykelinin bulunduğunu öğrenmekteyiz. Ancak şu anda bunun
yeri belli değildir. Erythrai`den çıkarılan taşınabilir eserlerin tümü
İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
|
|
|
|
|
|
|