
» » » » » » » » » » » » » » » » » »
»
|
|
|

Ziyaretçiler
Toplam:
3021428
Şu anda:
46
|
www.izmir.gen.tr
www.Bodrum.gen.tr
www.Marmaris.gen.tr
www.Otel.gen.tr
www.Pamukkale.gen.tr
www.Ihlara.gen.tr
|

|

|
Çeşme Kaplıcaları |
Konumu |
Sakızcılık
Çeşme'nin Gizli Sırrı |
Çeşme Müzesi
|

|
İlk çağda CYSSUS adıyla bilinen
Çeşme, Anadolu'nun Batı kıyısında MÖ.1000 yıllarında tahmin edilen 12
İyonya kentinden biri olan Erythrai (ERİTRE)' nin Ildırı İskelesiydi. Bu
nedenle Çeşme' nin tarihi ile bir arada ele alınması gerekir. Bugün arkeolojik
ve turistik yönden büyük önem taşıyan ERİTRE, MÖ.7. ve 8. Yüzyıllarda
büyük bir iktisadi güce sahip olmuştur. Bu dönemde kent, Doğu Akdeniz
ve özellikle Kıbrıs ile ticari ilişkilerde bulunuyor ve (CHIOS) -SAKIZ
adası ile birlikte esir ve şarap ticaretini elinde tutuyordu. ERİTRE,
önce LYDIA (LİDYA),sonradan perslerin saldırısına uğrayıp büyük ölçüde
zarar görmüş,MÖ.14.yüzyılda ise yeniden zengin bir devlet olmuştur.
MÖ.2.yüzyılda kent , Bergama krallığına ,daha sonra da Roma İmparatorluğuna
bağlanmıştır. Romalılar zamanında Çeşme yöresi CYSSUS adını almıştır.Roma
imparatorluğu ikiye bölününce Bizans topraklarında kalan ERİTRE,önemini
kaybetmiş,özellikle Put'a ve çok Tanrılı dinlere karşı olan inancın
güçlendiği dönemde,kentteki antik yapıların çoğu yıkılıp yakılmıştır.
Ortaçağda Bizans İmparatorluğu'na bağlı olan ERİTRE ve Çeşme Yöresi
ilk olarak ÇAKA BEY zamanında Türklerin eline geçmiştir.M.S. 1081 de
Birinci Kılıçaslanın kayınbabası ÇAKA BEY tarafından Selçuklular devrinde
KLOZEMENE yarımadası ele geçirilmiştir. Osmanlılar zamanında Yıldırım
Beyazıt tarafından yeniden Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanan kent 1402
Ankara Savaşından sonra Timur tarafından tekrar Aydınoğullarına bağlanmış,1422
yılında yeniden Osmanlılara geçmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra
yurdumuzun paylaşılmasıyla Çeşme Yunanlılar tarfından işgal edilmiş,fakat
Kurtuluş Savaşı'nda,Fahrettin Altay Paşa birlikleri tarafından,16 Eylül
1922'de düşman işgalinden kurtarılmıştır. İlçenin adından da anlaşılacağı
gibi birçok tarihi çeşme'yi bünyesinde barındırmaktadır.
ÇEŞME TARİHİNDE ÜNLÜ KİŞİLER ÇAKA BEY
1071 yılında Aandolu`yu yurt haline getirme girişimlerine başlayan Türkmen
Beylerinden olan ÇAKA BEY . Batı Anadolu`nun fethi sırasında 1078-1081
yılları arasında, Bizans Komutanlarından Kabalika Alexandros ile yaptığı
muharebede yenik düşmüştür. Alexandros esir aldığı bu büyük kumandanın
zekasına ve cesaretine hayran olmuş, kendisini imparator BATANCIATES`in
sarayına göndermiştir. ÇAKA BEY`in saygıdeğer ve kibar bir soydan oluşu,
tavır ve hareketlerinden anlaşılmaktaydı. B uimparatorun dikkatini çekmiş
ve ona diğer esirlerinden farklı olarak çok özel bazı haklar tanımıştır.
1081 yılında Bizans İmparatorluğu`na Aleksios 1.in geçmesi üzerine eski
durumu sarsılan ÇAKA BEY, saraydan kaçarak EGE sahillerine yerleşmiş
ve kuvvetli bir ordu kurmuştur. ÇAKA BEY daha sonra İzmir`i fethetmiş
ve bir müddet sonra da burada beyliğini kurmuştur. Sarayda bulunduğu
sürede, İç Anadolu`nun diğer Türk Beyliklerince işgal edildiğini öğrenen
Çaka Bey, Ege adaları dahil olmak üzere, beyliğini genişletmeye karar
vermiştir. Böylece ilk Türk donanmasını kurmuştur. Donanmayı ilk ele
geçirdiği şehir Foça`dır. Daha sonra sırasıyla Midilli ve Sakız adaları
ele geçirilmiştir. Bu arada Bizans İmparatorluğu, vakit geçirmeden donanmasını
Çaka Bey`in üzerine yollamış ve tarihe Türklerin yaptığı ilk deniz muharebesi
olarak geçen bu savaşı büyük komutan zaferle noktalamıştır. Tarihe "Koyun
Adaları Deniz Savaşı" olarak geçen bu savaş, aynı zamanda ilk deniz
savaş taktiğinin uygulandığı bir savaştır. Artık Çaka Bey, bazı önemli
adaları, İzmir`den Çanakkaleye kadar olan yerleri Bizansın Trakya kısmını
ele geçirecekti. Bunun üzerine büyük bir donanma meydana getiren Çaka
Bey, ilk etapta Edremit`i ve Çanakkale bölgesini ele geçirmiş, bu suretle
Boğaz bölgesine hakim olarak karşı yakaya geçmeyi ve Trakya`yı ele geçirerek
İstanbul`u fethetmeyi tasarlamıştı. Bu tehlike karşısında Bizans İmparatoru
İznik Beyi Kılıç Aslan`la bir anlaşma yaparak denizden ve karadan Çaka
Bey`in elinde bulunan Abydos`u kuşattı. Damadı olan Kılıç Aslan`ın bu
ihanetini hiç beklemeyen Çaka Bey, Kılıç Aslan`la anlaşmayı savaştan
daha yeğ buldu ve görüşme isteği Kılıç Aslan tarafından kabul edildi. Anlaşma gerçekleşti, ancak akşam, şerefine verilen ziyafette aşırı alkol almaya teşvik edilen Çaka Bey, bir gaflet anında Kılıç Aslan tarafından öldürüldü.
CEZAYİRLİ HASAN PAŞA
Hasan Paşa 1720`de Gelibolu`da doğdu. Gelibolulu tüccar Hacı Muhammed
Efendi`nin kölesi idi. Sonradan efendisi tarafından azad edilen Hasan
Paşa, onun verdiği bir miktar sermaye ile, yiğitlerin şöhretini duyduğu
Cezayir`e gitmek için yola çıkmış, ancak yolda gemileri yabancı bir
gemiye rampa edince Hasan Paşa, çok genç olmasına rağmen düşman gemisine
sıçrayıp büyük bir cesaretle cenge katılmıştı. Geminin mürettabatından
onbeş kadarını tek başına ölddürdükten sonra, diğerlerini geminin ambar
ve kamarasına kapatarak gemiyi ele geçirmişti. Hasan Paşa`nın bu cesareti
o zamanın Cezayir dayısı tarafından pek takdir edildiğinden, gemi kendisine
verilerek Dayılar arasına katılmıştır. Kısa zamanda şöhrete ulaşarak
Tlemsen Beyi olan Hasan Paşa, Cezayir`deki dayıların hasetliğine maruz
kalıp, hayati tehlikeye düştüğünden İspanya`ya geçmiştir. Oradan da
İstanbul`a geçmiştir. Hasan Paşa, Cezayir`e gitmeden önce yeniçeri ocağına
yazılmış ve Belgrad seferinde büyük başarılar göstermiştir. Kendisi
denizciliği ile meşhur olduğundan kaptanlar sınıfına alınarak, bir de
gemi verilmiştir. 1770`de MİR-İ MİRANLIK payesi verilerek kaptan olmuş
ve Limni adasını Hırıstiyanlardan alıp "GAZİ" ünvanını almıştır.
Aynı sene içinde vezir olan Hasan Paşa, Kaptan-ı Derya tayin olmuştur.
Daha sonra boğaz muhafızı, sonra da Anadolu eyaleti ve Rusçuk Seraskeri
oldu. 1786`da Sadaret kaymakamı olan Hasan Paşa, iki sene sonra Kaptan-ı
Deryalıktan azledildi. Hasan Paşa Kaptan-ı Derya olduğu senelerde 1768
Türk-Rus harbi baş göstermişti. Rusların Akdenize gönderdikleri Baltık
donanması önce Osmanlı donanmasıyla çarpışmış, ama bu çarpışmada kesin
sonuç alınamamıştı. Ege kıyılarına yakın KOYUN ADALARI civarında yapılan
ikinci bir savaşta asıl muharebe Hasan Paşa`nın kalyonu ile Rus Amirali
Sipiridov`un gemisi arasında olmuştur. Hasan Paşa ile otuz kadar yiğit
Rus gemisine geçmiştir. Düşman gemisinde yapılan kahramanca çarpışma
esnasında yaralanan Hasan Paşa, tekrar kendi gemisine geçmiştir. Bu
beklenmeyen baskın ile şaşkına dönen Moskoflar telaşa kapılarak kendi
cephaneliklerini ateşlemişler, ateş Türk gemisine de sıçrayınca her
iki gemi de yanmaya başlamıştı. Türk yiğitleri de kıyıdan gönderilen
bir kayıkla kurtarılmışlardı. Hasan Paşa`ya gösterdiği kahramanlık sebebiyle
kendisine Kaptanlık ve Beylerbeyliği verilmiştir. Hasan Paşa`nın ikinci
Kaptan-ı Deryalığı 15 yıl sürdü. Bu süre içinde pek büyük hizmetlerde
bulunan Hasan Paşa, Suriye ve Irak`ta başgösteren Tahir Ömer isyanını
bastırmış, daha sonra 1787 Rus-Avusturya harbinde Yılan Adası savaşına
katılıp, Rus donanmasını mağlup etmiştir. Ertesi yıl İsmail önünde de
Rusları hezimete uğratarak başarı kazanmış, bu başarısı üzerine Sadrazamlık
payesi verilmiştir. Hasan Paşa`nın bu görevi 3 ay sürmüştür; 1790 senesinde
vefat etmiştir. Hasan Paşa, yürüttüğü devlet hizmetleri yanında birçok
hayır eserleri de bırakmıştır. İstanbul tersanesinde bir kışla yaptıran
Hasan Paşa, Midilli`ye çeşmeler yaptırdı. Bakla`da yine çeşme, Vizne`de
cami, hama ve üç çeşme, Midilli`de Paşa köşkü ve büyük mermer havuz
ve Limni, Sakız, İstanköy adalarında çeşmeler yaptırdı. Hasan Paşa`nın
en büyük özelliği, kendisine alıştırdığı bir aslanı daima yanında gezdirmesiydi.
GELENEK VE GÖRENEKLER
NİŞAN BALIĞI :
Nişan yapacak olan oğlan evi tarafından büyük bir balık avlanır.Bu balık
iri bir çipura,sinavrit veya levrek olabilir.Balık oğlan evi tarafından
süslenir,balığın üstüne parlak kağıtlarla kız ve oğlanın isimlerinin
baş harfleri çeşitli motiflerle işlenir.Süslenen balık bir tepsiye konur
törenle kız evine gönderilir.Kız evi de bunu pişirir ve bir parçasını
oğlan evine gönderir.
ŞEKER İŞİ :
Nişanlanan kız evi tarafından yapılır.Un kurabiyesine benzeyen,fakat
çok zahmetli olan ve pahalıya mal olan şeker işi,nişanda ve nişandan
sonra,önce oğlan evine,sonra tebriğe gelen misafirlere ikram edilir.
Şeker evinin güzel olması kız evinin övünç kaynağıdır.
TESTİ KIRMA :
Eskiden düğünlerde,sünnetlerde oynayan kişinin şerefine yere vurularak
testi kırılırdı.Çeşme'de özel olarak testi satan dükkanlar mevcuttu.Bir
kişi oynarken kırılan testinin fazlalığı,o kişinin itibarını ve oyun
gücünü gösterirdi.
BAZİNA :
Yaz günleri tütün kırımlarından sonra aileler tarafından düzenlenen
yemek şölenidir.Davetliler bu davete tahta kaşıklarını alarak giderler.Hamur
işi,bamya,kıyma ile yapılan bu özel yemek yendikten sonra,başka bir
Bazina günü için tarih tespit edilir.
|
|
|
|
|
|
|