Çeşme Otelleri,Pansiyonlar,Yaşam ve Şehir Rehberi

Çeşme Hakkında Herşey



» Ana Sayfa
» Çeşme Hakkında
» Haberler
» Etkinlikler
» Yazılar
» Foto Galeri
» Rüzgar Sörfü
» Dalış
» Ulaşım
» Harita
» Plajlar
» Tarihi Yerler
» Büyükelçilikler
» Konsolosluklar
» Linkler
» Çeşme Life
» Görüş ve Öneri
» Forum

» Belediye


Ziyaretçiler
Toplam:  3021462
Şu anda:  53

www.izmir.gen.tr
www.Bodrum.gen.tr
www.Marmaris.gen.tr
www.Otel.gen.tr
www.Pamukkale.gen.tr
www.Ihlara.gen.tr
Anket
Tatil beldeleri hakkında genellikle nerelerden bilgi ediniyorsunuz?






Anket Sonuçları


Cestob

Valid CSS!



KARA

Yazar: İbrahim Topal

KARA’YA VEDA…

—Labrador mu? Dedi, hastane bekleme salonundaki kadın. –Değil, Sokak! Dedim. MR sonucu belli olmuş doktorlar teşhisi koymuştu. Kara dönülmez yoldaydı. Beyninde habis ur vardı. Doktor, durumu açıkladıktan sonra –Uyutalım! Dedi isterseniz. Kabul etmedim, edemedim.

Vermediğim canı, -Alın! Diyemezdim… Böyle bir inisiyatifi alamazdım. Yapmadım, yapamadım zaten… Çok anı paylaştığım dostumdu o benim… Bir defasında, Sörf istasyonlarının karşı yakasında, birlikte denize girmiştik. Nasıl da sudan korkup boynuma sarılmıştı… Suyu hiç sevmezdi. Sıcak bir yaz günü şampuanla yıkanmıştı, bir fırsatını bulup üzerinde köpükle kaçmış, üç gün eve gelmemişti.

Daha o bebek iken, motorla ona çarpmışlar, ayaklarından yaralı durumda, üç gün dükkânımın karşısındaki bahçede yatmış, sonradan haberim olmuştu. Eve götürmüştüm. Berduş yaralarını yalayıp, yatağını Kara’ya vermişti. Berduş’la arkadaşlığı o vesile ile başlamış, çok iyi bir ikili olmuşlardı… Sonra Berduş zehirlenince, evimin en asal dostu idi Kara, diğer sokak dostlarına göre…

Arabam, sanki Kara’ya tahsisli idi. Denize birlikte, alışverişe birlikte gidiyorduk. Ben dışarıda alışverişteyken o arabanın içinde, arka koltukta kıvrılıp uyuyordu. Sonra yürüyüşlerime eşlik etti uzun bir süre. Diğer köpekler, ona saldırınca sessizce yanımda durdu, ağzını açmadan… Yalnız bir gün, hem de bir Sibirya kurdu ile yaman bir kavgaya tutuştu… Yenemedi ama yenilmedi de… Gurur yapmıştı. Gerektiği yerde, nasıl davranacağımızı biliriz havasına girdi sonradan… Kavgaya tutuştukları yerden Sibirya kurdu kaçmış, Kara da buranın efesi benim tavrında, önce etrafı koklamış sonra arka bacağını kaldırıp yakındaki duvara işemişti.

Kara sokak köpeğiydi. Ama çok akıllı, asil, hisli bir dosttu. Hiç arsız, yılışık değildi. Bir sözüme, hareketime alınır ya da kırılırsa duvar dibine gider oturur, vücudunu duvara dayardı. Masum bir ifadeyle gözlerime bakar, onu affettiğimi anlatan sözleri duymayı beklerdi.

Ve Kara hastalığından otuz üç gün sonra, sekiz kasım günü eceliyle vefat etti… Hastalığından, ölümüne kadar ne yapılması gerekirse yapıldı, Kara için… Son üç gün bayağı umutlandırmıştı beni… Su içmeye, mama yemeye bile başlamıştı… Olmadı, dönemedi… Kara’yı evimin yakınında ulu bir zeytin ağacının altına defnettim. Hep yanımda artık, benim sevgili dostum…

Kara’nın şimdi dört yavrusu var. Bana Kara’nın emanetleri onlar… Kocakafa, Karabaş erkek… Zilli ile Yabani dişi… Kocakafa, bebekliğinde kafası en büyük olandı. İsmi de Kocakafa oldu… Karabaş bildiğimiz siyah, beyaz kafalı… Zilli, erkeklere yılışan ve kırıtkan, Yabani, derdini uluyarak anlattığı için adlarını böyle aldılar…

Kara, Berduş, Karabaş, Kocakafa, Zilli, Yabani ve diğer sokak dostları hepsi o kadar Alaçatılı ki, aynı bizler gibi… Hepsi bizim hemşerimiz… Ya bir ağacın ya da herhangi bir merdiven altında, bir çalının yanında dünyaya getiriyor onları anneleri… Zor doğa koşulları ile mücadele ediyorlar, doğal bir elemeden geçiyorlar ve hayatta kalabilenler kalıyor. Aramıza katılıyorlar. Ne olur onları anlayalım! Onları dost bilelim… Şu günlerde hatta her yılın bu mevsiminde, yaz aylarının bittiği şu günlerde, sokak dostları bir şok yaşıyor. Yazın bol yiyecekleri, yemek artıkları aniden bitiyor. Restoranlar kapanıyor, yazlıkçılar şehre dönmüş oluyor. Dolayısı ile alıştıkları düzen, onlar farkında olmadan aniden değişiyor. Anlayamadıkları bir yokluk ortamında buluyorlar kendilerini… Lütfen duygudaşlık yapalım. Unutmayalım ki “dünya yalnız bizim değil”…

12 Kasım 2009

İbrahim Topal/Alaçatı










15.01.2010

Mekan Arama
Skip Navigation Links.









 
Paylaş

     Hakkımızda | Gizlilik Hakları | Üyelik | Reklam | İrtibat


© 2001-2009 Unimedya    
videokonferans